21 Şubat 2011 Pazartesi

GÜNÜN AYET VE HADİS-İ ŞERİFİ



KUR'AN-I KERİM ZİYAFETİ- Ramadan Hindawi


Qari Hajjaj Ramadan Hindawi
Yükleyen jfal3. - İnsan, aile ve arkadaş videolarını keşfedin.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Tevhid’e Yönelik Komplolar

Allah’ın dinini öğrenmek, onu anlatmak ve gücü nispetinde yaşamaya çalışmaktan daha güzel ne olabilir?

Buna rağmen, bu güzel dini anlamayanlar, anlamak istemeyenler, dolaylı veya doğrudan karşı çıkanlar yok mu? Elbette, dünde vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Bunların adına siz, ister müşrik deyin, ister münafık, ister ehl-i kitap deyin, ister ehl-i bid’at fark etmez!..

Bunların bir kısmı gafildir, bir kısmı cahil, ekserisi de inatçı ve bilinçli kâfirlerdir.

Allah’ın yüce kelâmına değil de, başka seslere kulak verenden daha zavallı kim olabilir?

Müslüman’ın görevi, güzel öğütlerle hakikatleri dile getirmeye devam etmek olmalıdır. Usanmadan, bıkmadan, sabırla ve sebatla.

İsra suresinde ardı ardına gelen ayetler dizisi, bu konuda takip edeceğimiz yol haritasını gösteriyor.

Ayet 125: “Sen, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla mücadeleni en güzel şekilde sürdür. Rabbin elbette kimlerin kendi yolundan saptığını, kimlerin de dosdoğru yolu izlediğini çok iyi bilmektedir.”

Dosdoğru yol; şüphesiz ki sırat-ı müstakim olan Kur’an yoludur.

Bu yolun tek rehberi de tartışmasız Efendimizdir. Dolayısıyla Müslümanların tek efendisi, tek rehberi, tek örnek modeli de O’dur.

Kur’an-ı Mübin’in bir numaralı uygulayıcısı olan Resûlüllah (aleyhissalatü vesselam)ın, sözleri, eylemleri ve kabulleri ortada iken, rol model olarak başkalarını örnek alandan daha bedbaht kim olabilir?

Kur’an ve Sünnet’ten delillerle gerçekleri söyleyene karşı birilerinin hakaret etmesi, onu yolundan saptırmamalıdır. Her ne kadar “mukabele-i bi’l-misil” onun hakkı ise de, bundan vazgeçip sabrederek sineye çekmesi, hayrına olacaktır.

İsra/126: “Eğer birilerinin size yaptığı kötü şeylere karşılık vermeniz gerekirse, maruz kaldığınız kadar karşılık verin. Ancak, her şeye rağmen sabrı tercih ederseniz, böyle davranmak sabredenler için daha hayırlı sonuçlar doğurur.”

Sabır ve metanetle olayları geçiştirmeye çalıştığı halde, Müslüman yine de taarruzdan uzak değildir. Pek çok zorluk ve sıkıntılar onu bekler. Hatta, Müslüman’a bu sıkıntıları yaşatanlar, onun hemen çevresinde, yakınında ve hatta hayatı birlikte paylaştığı insanlar da olabilir.

Kendilerine ayet ve hadislerden kesin deliller getirildiği halde, mensubiyet ve merbubiyet mülahazasıyla ecdadın veya eşhasın görüşlerini “hikmet” nitelemesiyle önceleyip onu üste çıkarmaya çalışanları görünce, insan ne kadar üzülüyor?!

Kabilesi, akrabası, komşusu ve en yakını olan insanlar, bu mülahazalarla Hz.Peygamber (s.a.s)’e karşı gelip, karşısında diklenip itiraz etmediler mi? Biz atalarımızın yoluna/dinine tâbiyiz demediler mi? Efendimiz’e komplolar kurmadılar mı?

Bugün de, kendi fraksiyonunun galip gelmesi halinde haklı olacaklarını zannedenler, kendi görüşleri dışındakileri karalamayı, kötülemeyi, onlara komplo kurmayı mubah görüyorlar. Emperyalistlerin hakimiyetindeki dünya coğrafyasında İslam ülkelerine ve Müslümanlara kurulan komplolar bunun bir parçası değil mi?

Bunlara karşı, biz yine aynı surenin takip eden ayetlerine başvurup konumuzu noktalayalım:

İsra/127: “Sen yine de her şeye rağmen sabret! Ve unutma ki, sana zorluklara göğüs germe gücünü veren Allah’tır. Onlar için üzme kendini! Onların komploları karşısında da için daralmasın!

128: “Çünkü Allah, iyiliği ilke edinerek kendisine kullukta samimi davrananlarla beraberdir.”


http://www.habervaktim.com/yazar/37621/tevhide_yonelik_komplolar.html

CANLI TV İZLE

11 Şubat 2011 Cuma

- KUR'AN AYDINLIK SAÇAR -




Kur'an'dan yüz çevirir mü'minin haline bak,

Namazını kılarsan yüzün nurlu olur ak,

Büyüğe saygı göster yetime şefkatle bak;

Günahların bedelin böyle öder ancak halk!


Kur'an ayetlerini okumayan insanlar,

Vazifesini yapmış olur mu müslümanlar ?

Kur'an'ı hatmediyor Resul'e inananlar,

Kur'an okumak güzel okusana müslüman!


Namaz kılmayan kullar derim zarar ediyor,

İslam'ın Şartlarında "Namazını Kıl" diyor,

Kalp gözleri kapanmış Camii nedir bilmiyor,

Kur'an aydınlık saçar bunu da fark etmiyor...


Teneşire yatacaksın birgün de,

Tabutunan gideceksin ogün de,

Daim kalacaksın karanlık yerde ,

Kurtaracak seni yaptığın amel.


Adem Armağan yazdı gerçekleri özünden,

Ayrılmadı Resulullah Yaradan'ın izinden,

Kısmetse beşmetre giyer kefen bezinden,

Dünya yalan, boş Dünya kimse ümit bağlamasın!...

Adem ARMAĞAN

5 Şubat 2011 Cumartesi

İslam Hukukunda Yönetime Başkaldırı

İslam dünyası kaynıyor. Bir halk hareketi sarıyor her yanı. Kimi kansız ama sancılı oluken,n kimi yerde de kan gövdeyi götürüyor maalesef.

Biz de bu güncelden yola çıkarak yeri gelmişken çok önemli bilgilerimizi tazeleyelim istedik.

Bilindiği gibi Müslümanlar kayıtsız ve şartsız Allaha (azze ve celle) ve Resulullaha (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) itaat etmek borcundadırlar.

Bir İslam Devletinde Devlet Başkanına (Halife’ye) ve diğer idarecilere itaat vazifesi ise kayıtlı ve şartlıdır. Bu kayıt ve şart, verilen emirlerin yasal olma şartıdır. Yani verilen emirler, Allah (azze ve celle) ve Resulullahın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emir ve yasaklarından oluşan kanunlara ters düşmeyecektir. Değilse, Halik’a isyan olan yerde mahluka itaat yoktur.

Burada bir gerçeğin daha altının çizelim; ulu'l emr, İslam’dan çıkarak küfre düşerse, kendiliğinden azledilmiş olur. Müslümanlara yöneticilik hakkını kaybeder. Çünkü bir kafirin Müslümanları yönetme hakkı ve yetkisi yoktur.
Burada üç şeye dikkat çekmeliyiz:

Birincisi, itaat etmenin vacip olmamasından mutlaka isyan etmenin gerekli olduğunu anlamaya kalkışmamalıdır. İtaatın vacip olmaması, isyan etmenin vacip olmasını gerektirmeyeceğinden, itaat mecburiyetinde bulunmamakla, isyan mecburiyetinde bulunmak arasında fark vardır. İsyan hakkı başka, isyan etme vazifesi yine başkadır.

İkincisi, çağımızda kendilerine itaat etmenin vacip olmasını hak etmeyen hukuk tanımaz zalim ve zorba idarecilere karşı "sivil itaatsızlık", "pasif direniş" ve “demokratik muhalefet” gibi kavramlar geliştirilmiştir. Bunun İslamî temelleri vardır. Özellikle hukukun üstünlüğü, insan hakları, özgürlükler, halkın iradesi, milletin egemenliği, yerel ve yerinden yönetimler, demokrasi… gibi kavramların bayraklarının yükseldiği çağımızda.

http://www.habervaktim.com/yazar/34591/islam_hukukunda_yonetime_baskaldiri_.html